Düşmeyen insan yoktur mutlaka gerçek anlamda, küçükken, büyükken, her zaman düşebiliriz rahatlıkla ve çoğu zaman canımız yansa da bu o kadar komik bir harekettir ki kendi kendimize güleriz.Aslında bunun bir sebebi var; yerçekimi. Yer bizi nasıl çekiyor? Dünyanın üzerinde yaşayan insanlar olarak çok büyük bir kütlenin bizi çektiğini biliyoruz.İnsanlar bu kütle tarafından çekildiği için ayakları ile yere basarak yürüyebiliyorlar ve bir direnç oluşuyor, kaymadan yürüyebiliyorlar, havada uçuşmuyorlar. Bunu sağlayan nedir? Bunun sağlayan aslında cismin kütlesidir.Yani insanlar arasında ağırlık diye konuşulan şeydir.Peki kütle nasıl oluyor da bir insanı yere düşürebiliyor?Eğer dengeniz bozulursa dünyanın bizim üzerimize uyguladığı bir kuvvet var.Bu kuvvet de bugün fiziksel olarak tanımlanan ve gözlenmeye çalışılan graviton denilen yerçekimini yaratan tanecik diyelim basit olarak. Bunu fizikçiler özellikle anlamaya, gözlemeye çalışıyorlar. Graviton mutlaka var ve bu yerçekimini oluşturan bir kuvvet, kuvvetin belki de bir maşası.Peki yerçekimi değimiz şeyin kütle çekimi ile arasında bir fark var mı? Hayır, yoktur. Kütlesi olan her cisim birbirine çekim uygular.Örneğin dünyanın kütlesi var, güneşin kütlesi var bu ikisi birbirine kütle çekimi uyguluyorlar.Bunun çok basit bir formülü de var. Formülü sevmeyenler için bile çok basit. Örneğin güneşin kütlesi ile dünyanın kütlesi çarpar aralarındaki uzaklığın karesine bölersek ve bunu da yerçekimi sabiti dediğimiz sabitle çarparsak bu doğrudan doğruya çok evrensel olarak iki kütlenin birbirini nasıl çektiği açıklayan bir bağlantıya dönüşüyor. Evrensel diyoruz yıldızlar arası çekimde, galaksiler arası çekimde, evrendeki bütün çekimlerde dünyada bizi düşüren çekimden farksız.

zeynep SOYLU