Çekingenlik gibi kişinin diğer duygusal, düşünsel özellikleri de aslında ilk çocukluk döneminde, bebeklik döneminde, anne ile kurduğu ilişki ile belirleniyor, baba ile kurduğu ilişki ile belirleniyor.Anne onu benimsemiş, var olduğunu görmüş,ona hürmet etmiş, onun davranışlarına tepki vermiş, gülmesine gülerek, ağlamasına acısını sorarak vs. yani adam yerine konmuş, varlığı benimsenmiş bir kişi daha güvenli bir ilişik geliştiriyor, dışarıya,yabancılara karşı daha girişken olabiliyor. Ama güvensiz bir ilişki kurmuşsa anneyle, bu anne beni koruyamayacak, bu baba beni koruyamayacak, şimdi ikimizi ayıracaklar annemle beni yada bana zarar verecekler kaygısıyla büyümüş bir kişi ise topluma, hayata, eşine, çocuğuna, arkadaşlarına, patronuna karşı daha çekingen bir yapı geliştiriyor. Çekingenlik aslında böyle gelişiyor.

Baskıcı bir ebeveynin çocuğun özerkliğine, karar verme süreçlerine sürekli müdahale eder, hep benim istediklerimi yapacaksınız diyen bir anne, babanın çocuğu, doğal olarak onun daha çekingen olmasını bekleriz.Ama bunun tersini yaptığımızda doğru yapmış olmuyoruz o zamanda kurallara uymayan uyumsuz bir çocuk ortaya çıkmış olur. Bunun ikisi arasındaki dengeyi kurabilmek gerekiyor.Özetle söylersek çocuğun , kişinin çekingen olmaması için çocukluğunda, bebekliğinde ona bakım verenlerle kurduğu ilişkinin güvenli olması ve onun ortaya koyduğu ürünlerin, eserlerin, davranışların, duyguların karşı taraf tarafından hürmet edilerek algılanması ve karşılık verilmesi gerektiriyor diyebiliriz.

zeynep SOYLU