Göğüs Ağrısı Nasıl Geçer? Nedenleri Nelerdir?

Göğüs ağrısında ilk önce altta yatan etkeni bulmak gerekir. Bu etken bulunduktan sonra göğüs ağrısı tedavisi edilebilir. Hiç bir zaman hiç bir göğüs ağrısı hastaneye gitmeyecek kadar önemsiz bir durum değildir. Özellikle 40 yaş üstü erkeler , sigara içenler, ek hastalığı olanlar (tansiyon, şeker hastaları vb) , ailede kalp krizi hikayesi olanlar, aile yakınlarında geçirilmiş enfarktüs ya da damar yırtılması gibi sorunu olan insanlar derhal acile gitmelidir. Burada yapılacak bir dizi test ile , muayene ve tetkiklerle hastanın göğüs ağrılarının sebepleri ortaya çıkar.  Eğer bu göğüs ağrısının sebebi koroner damar tıkanıklığı ise gidilen merkezde acil şartlarda anjiyografi uygulayarak buradaki koroner damara stent koyarak koroner damarı açarak tekrar  koroner damarı çalışır hale getirerek hastanın hayatı kurtarılabilir. Bu hasta eğer acile gitmez uzun sürece bırakılırsa ciddi hayati bir tehlike altında olunacaktır.

Yemek borusunda olan asit reflüsüne bağlı yıllarca süren ağrıyı önemsememek yıllar sonra beklenmedik özofagus kanseri, tedavisi çok zor hastalık olarak karşınıza çıkabilir. Dolayısıyla göğüs hastalıklarının hepsi ciddiye alınmalıdır. Zaten göğüs ağrısının ciddi olan kısmı hastayı hastaneye götürür. Hasta kendisini hemen acil merkeze atmak ister. Ancak göğüs ağrısı hafif hastaneye gitmemenizi söylüyorsa da siz en yakın zamanda göğüs hastalıkları uzmanına görünmeniz gereklidir.

Göğüs Ağrısının Nedenleri Nelerdir?

Göğüs ağrısı ile meme ağrısını birbirinden ayırmak gerekir. Göğüs ağrısı göğüs kafesi içerisinde olan kemiklerden, kaslardan başlayarak akciğer , kalp, yemek borusu, nefes borusu , buradaki bezeler, diyafram gibi organlardan kaynaklanan herhangi bir sorundan ortaya çıkabilir. Bunların başında ilk akla gelmesi gereken kalptir. Çünkü kalp krizinin ilk bulgusu göğüs ağrısı olabilir. Ama hastaların endişe etmemesi gerekir.

Göğüs ağrısı akciğer kanser %2 – 3 gibi düşük orandadır. Aort anevrizması, aort damarının yırtılması gibi bir başlangıcı  %1-2 gibi orandadır.  Bunun dışında % 30 oranında göğüs kafesini oluşturan kemiklerden ve kaslardan kaynaklanan ağrılarla olabilir.

Göğüs Ağrısının Tipinden Nedeni Anlaşılır Mı?

Göğüs ağrısının tipinden nedeni anlaşılabilir. Fakat hasta bunun tipi şuna uygun deyip tedaviyi geciktirme gibi bir durum doğru bir yaklaşım olamaz. Göğüs ağrısının tipi ne zaman başladığı, egzersiz sonrası olup olmadığı , otururken istirahatte olup olmadığı, en kadar sürdüğü, geceleri uyutup uyutmadığı, nereye yayılım gösterdiğine bakılarak göğüs ağrısının neden kaynaklandığı anlaşılabilir. Ancak bunun  kararını bir hekim vermelidir. Hasta benim göğüs ağrım şuna uyuyor deyip doktora gitmemesi veya acile başvurmaması doğru değildir.

Bu ağrılardan en acil ve hastanın en alarmda olup hemen hastaneye başvurması gereken durum kalp ağrısını çağrıştıran ağrı şeklidir. Burada ani başlayan göğüs ağrısı , ölüm korkusu, şiddetli terleme, çarpıntı ile birlikte olabilecek hastayı panikleten bir durum ortaya çıkar. Bu acilen hastaneye başvurması gerektiren bir durumdur. Ya da egzersiz,spor sonrasında, ağır yük kaldırma sonrasında ortaya çıkan ağrı aynı şekilde acile başvurulması gereken bir durumdur. Ama yavaş olan, çok uzun zamandır olan küçük küçük ağrılar, kas ağrısı ile ayırt edebiliyorsanız bu gibi durumlarda acil olarak hastaneye gitmek gerektirmez.

Sol Göğüste Ağrı Kalp Krizi Sebebi Midir?

Her sol göğüs ağrısı kalp krizi belirtisi değildir. Çünkü sol göğüste bulunan diğer organlar sol göğüste ağrıya yol açabilirler. Ya da karın içerisindeki bir organın hastalığının yansıması sol göğüste olabilir. Sol göğüste ağrı dendiği zaman göğüste ağrının tipi, şiddeti, başlaması, egzersizle ilişkisi gibi durumlar göz önünde bulundurularak hastanın yaşı , altta yatan hastalıkları, patolojik durumları, hastalığa ait geçmişi bir araya getirilerek sonuca gidilir. Örneğin sol göğüs ağrısı %1-2 ihtimal akciğer kanseri olabilir. %1-2 ihtimal yemek borusu ile ilgili bir sorum olabilir. Mesela sık kusmaya bağlı olan ya da bir gece önce çok yüksek miktarda alkol almasına bağlı olan kusmalara bağlı özofagus yaralanmasının habercisi olabilir. Bu acil bir durumdur. Hastaya 24 saat içinde müdahale edilmesi gerekir. 24 saat içinde müdahale edilmiş hastalarla 24 saat  sonra müdahale edilmiş hastalar arasında yaşayabilme oranı son derece birbirlerinden farklıdır.

Sol göğüs ağrısı bir alarm bulgudur. Ama her zaman kalp hastalığı, damar tıkanıklığı bulgusu olmayabilir. Bunun için kola yayılma, çeneye yayılma, başlangıcı , ne şiddette ağrı olduğu beraberinde hastada tansiyon düşüklüğü olup olmadığı gibi bulgular göz önüne alınarak değerlendirilmelidir. Sol göğüs ağrısı önemlidir. Ama panik olup derhal yanlış bir müdahaleyi gerektirecek kadar bir durum değildir. Hasta ve doktor bunun bilincinde olmalıdır.

Göğüste Ağrı Hangi Kalp Sorunlarının Belirtileridir?

Göğüste ağrı , ağrının nasıl başladığı , nereye yayıldığı , ne tip ağrı olduğu göz önüne alınarak acil bir yaklaşım olan kalp olarak yaklaşmak gerekirken bunun en baş sebebi kalp damar darlığıdır. Yani koroner damarlarda darlık hastanın bir enfarktüse gidiyor olmasının başlangıcı olarak değerlendirilmelidir. Acile en sık kalp olarak yapılan başvuruların özellikle 40 yaşın üstünde erkekler, sigara içenler, yoğun stres altında çalışanlar , özellikle stresli bir dönemden geçenler de görülen ağrının önemli bir kısmı koroner damar tıkanması sebebi ile olur. Bu durumda bir göğüs merkezine anjiyografi yapılabilen veya orada oluşan pıhtıyı stent ile tedavi edebilen merkeze başvurulmalıdır.

Bunun dışında kalp kökenli ağrılardan acil yaklaşım gerektirmeyen ama yine kardiyoloğun gözetiminde tedavi edilmesi gereken durumlarda vardır. Örneğin kapak hastalığı da göğüs ağrısı yapabilir. Kalp zarının iltihabı da ağrı yapabilir. Kalpten çıkan damarın büyümesi de ağrı yapabilir. Yine acil ağrı sebebi % 1 civarı görüne ağrı sebebi kalpten çıkan ana damarın , aort damarın yırtılmasıdır. Bu durumda çok hızlı bir şekilde üst düzey merkezlere başvurarak tedavinin acilen başlatılması gerekir.

Boyun Ağrısı Nasıl Geçer? Sebepleri Nelerdir?

Çalışıyoruz, işteyiz veya bir toplantıdayız. Birden bire boynumuza bir ağrı girdi. Bütün neşemizi, hevesimizi kaçıran bir durumdur. Yaptığımız işten doğru dürüst verim almamaya başlarız. Bu gibi durumlarda eğer becerebiliyorsak mümkünse ışığı kapalı veya loş  olan bir odada kısa süreli bir istirahate çekilmekte fayda vardır. Sessiz sakin ışıksız bir ortam iyi gelecektir. Eğer becerebiliyorsak yanımızdaki kişilere boyun kaslarımızı ovdurtmak son derece faydalı olacaktır. Bunun dışında midemize dokunmayacak ve çok fazla yan etkisi olmayan bir takım ağrı kesiciler , kas gevşeticiler boynumuzu rahatlatacaktır. Sık sık boyun rahatsızlıklarından şikayeti olanlar mutlaka ceplerinde çok fazla zararı olmayan ağrı kesiciler taşımalı ve ağrı olduğu zaman içilmelidir. Eğer bu ilaçları almaz uzun süre bu ağrının devam etmesine sebep olursak o zaman istenmeyen bir takım başka hastalıklar ortaya çıkabilir.

Boyun Ağrısının Sebepleri Nelerdir?

Boyun ağrısında en sık rastlanılan sebep oradaki kasların tutulmasıdır. Boynun özellikle arkadan taşıyan ensemizdeki kaslar bir soğuğa maruz kaldığında veya bir şeylere çok üzüldüğünde , yorulduğumuzda o zaman ensede bir ağrı hissedilir. Boyun ağrısının en önemli nedeni budur. Eğer tedavi edilmezse buradaki kasların gerilmesi baş ağrısına yol açar. Bunun dışında baş dönmesi, unutkanlık, gün boyu yorgunluk, halsizlik gibi , gece uyusak bile hiç uyumamış gibi kalkma gibi belirtiler de bu boyundaki kasların ileri derecede gerilmesi sonucudur. Bu boyun kasların gerilmesi özellikle beynimize arkadan giden damarların gerilmesine yol açar. Böylece beyin yeterince beslenemez. Boyun ağrısına baş ağrısı da eklenir. Bir başka belirtiler de ortaya çıkar.

Boyun Ağrısından Kurtulmak İçin Ne Yapmalıyız?

Eğer boyun ağrısı çok sık şekilde devam ediyorsa , bizi rahatsız ediyorsa , basit ağrı kesiciler işe yaramamaya başladıysa mutlaka beyin cerrahına başvurup neyimiz var kontrol ettirmek gerekir. Eğer boyun düzleşmesi veya oradaki kaslarda aşırı gerginlik varsa o zaman masaj tedavisi, fizik tedavi, nöral terapi gibi yöntemlerle rahatlatmak gerekir. Ayrıca suda yapılacak bir takım kol hareketleri , sırt üstü yüzmeler, masaj tedavileri de oldukça faydalıdır. Kaplıca tedavisi orayı sürekli sıcak tutmada son derece faydalıdır.

Bazen boyun fıtıkları bir takım ameliyat gerektiren durumların habercisi olabilir. Bir boyun fıtığı varsa ve bu boyun fıtığı ilerlemiş kolumuzda ileri derecede güç kaybı yaratıyorsa veya dengesizlik yaratıyorsa o zaman ameliyat olmakta yarar vardır.

Boyun Ağrısı Boyun Fıtığı Oluşmasına Neden Midir?

Sık sık çekilen boyun ağrıları bizi oldukça rahatsız etmektedir. Bu ağrıları zamanında tedavi ettirmezsek , ilgili doktora gitmezsek bu kasların tedavi olmasını , gevşemesini sağlamazsak oradaki gerilim omuriliği sıkıştırarak aradaki disk denilen yassıcıkların dışarı çıkmasına ve bunların fıtık oluşturarak kola giden sinirlere baskı yapmasına neden olur. Boyun ağrısı varsa ilk başta geç kalmayan tedaviye gitmek gerekir. Bu nedenle boyun ağrısı deyip boş vermemek gerekir. Mutlaka üzerine gidip zamanında tedavi ettirmek gerekir. Gecikme çok pahalıya mal olabilir.

Boyun Ağrısı Ne Zaman Ameliyat Gerektirir?

Boyun ağrısı bazen boyun fıtığının da belirtisi olabilir. Eğer bu ağrılar sürekli olarak devam ediyorsa özellikle boyun ağrısı ile geceleri uyanmaya başladıysak ağrı kolumuza vurmaya başladıysa kolumuzda güç kaybı ve uyuşukluk yaratıyorsa o zaman boyun fıtığından şüphelenmek gerekir. Bunun dışında boyundaki kanal daralmaları yani omuriliğin geçtiği omurga denilen yapının bir takım kireçlenme veya fıtık nedeni ile daralması sonucunda omuriliğin sıkışmasına yürümemizde bozulmaya yol açar. Dengesizlik oluşur yalpalayarak yürürüz. Bu gibi durumda da mutlaka ameliyat gerekir.

Üç şey çok önemlidir. Gece uyandırıcı ağrı, elimizden bir şeyler düşürecek kadar güçsüzlük veya uyuşukluk bunun dışında yürürken dengesizlik ameliyat nedenleridir.

Hemoroid Ne Demektir? Nedenleri Nelerdir?

Hemoroid dokusu aslında hepimizde olan ve yaşam kalitemiz için önemli olan bir dokudur. Bağırsağın bittiği anüsün yani makadın başladığı bölgede damarsal bir dokudur. Atar damar ve toplar damarın birleştiği damar yumağıdır. Bu yumak biz istemediğimiz zamanlarda makaddan gaz ve sıvı çıkışına engel olur. Bu damar yumağı dokusu bağırsağın son kısmındaki basınç arttığı zaman yani bağırsağın son kısmı büyük tuvalette dolduğu zaman sönüp büyük tuvaleti boşaltabilmemizi sağlamaktadır. Burası boş olduğu zaman yani büyük tuvalet olmadığı zaman damar yumağı dokusu şişip burayı kapatmaktadır. Böylece biz istemediğimiz durumlarda sıvının ve gazın çıkışına engel olan bir yastık görevi görmektedir.

Anüsün bağırsakla birleştiği bölgedeki dişli çizgi denilen anatomik bölgenin üst tarafında kalan yani bağırsağın içinde kalan hemoroid dokusuna iç hemoroid , makadın yani anüsün dışındaki kalan bölüme de ki bu da cilt altındadır görülmez buna da dış hemoroid dokusu denilmektedir.

Hemoroid Hastalıkların Nedenleri?

İnsan bedeninin doğası gereği bizim her yemek yedikten sonra tuvalet yapmamız gerekir. Böyle bir refleks mevcuttur. Sürekli olarak bu refleks baskılanmakta ve bir süre sonra yok olmaktadır. Hemoroid hastalığının en temel ve en önemli nedeni budur. Bu refleksin yok olmasının en büyük kaybı kabızlıktır. Kabızlık zorlanarak tuvalet yapmak ve 3 günü geçen zaman süreçlerinde tuvalet yapmaktır. Zorlandığımız zaman hemoroid dokusunu, damar yumağını aşağı doğru itiyoruz. Tuvalet yaparken büyük tuvaletin geçmesi bu dokuyu zaten aşağı iten bir faktördür. Bir de üstüne zorlanarak , ıkınarak yapılırsa bu damar yolunun içinde basınç çok artacağı için aşağı sarkma ve bu bağların kopma olayı hızlanmaktadır. Dolayısıyla kabızlığa neden olan her şey hemoroid nedeni haline gelmektedir.

Yanlış beslenme kabızlığı en çok tetikleyen nedendir. Katı gıda ağırlıklı beslenme yeterli meyve , sebze almama, fast food ile beslenme kabızlığın en sık nedenlerinden biridir. Şişmanlıkta hemoroid nedenidir. Çünkü şişman insanlarda o bölgenin toplar damar sistemi üzerine büyük bir basınç olacağı için bu da hemoroid dokusunun şişmeye ve kabızlığa neden olmaktadır. Gebelik hemoroid için ciddi bir risk faktörüdür. Gebelerde kabızlık daha fazla görülmektedir. Aynı zamanda gebeye bebeğin yaptığı basınçta bu bölgedeki toplar damar sistemine yük bindirdiği için ikisi birden hemoroid hastalığına neden olmaktadır. Tuvalet alışkanlığı da çok önemlidir. Çünkü bazı kişiler kabız olmasalar dahi tuvalette çok uzun süre kaldıkları zaman bu da hemoroid hastalığı oluşumuna neden olmaktadır. Tuvalette oturma şekli ile o pozisyonda denge sağlayan ve destek veren dokular ortadan kalmaktadır.

Hemoroid Belirtileri Nelerdir?

Hemoroid hastalığında belirtiler evrelerine göre değişiklik göstermektedir. İç hemoroid ve dış hemoroid olmasına göre de değişmektedir. Dış hemoroid tanısı çok kolaydır. Hasta bile kendi tanısını koyabilmektedir. Çünkü dışarıda ele gelen bir meme söz konusudur. İç hemoroid de ilerlemediği sürece kanama ön plandadır. Tabi kanama başka bir şeylerden de kaynaklanabileceği için iç hemoroid tanısı koyulması için mutlaka bir muayene ve endoskopi gereklidir. Evre ilerledikçe tanı koymak daha kolaylaşmaktadır. Çünkü hemoroid dokusu şiştiği için meme olarak adlandırılan doku görülmeye ve elle hissedilir hale gelmektedir.  Kanama ve ağrı giderek her evrede artmaktadır. Tuvaletten sonra memenin sönmesi ve ağrının geçme süresi uzayacaktır. İkinci evreden sonra kaşıntı sorun olmaktadır. Çünkü meme dışarıda durduğu için aynı zamanda akıntı da meydana gelmektedir. Bağırsak içindeki sıvı dışarı çıkabilir hale gelmektedir. Bu da anüs etrafındaki ciltte tahriş oluşturacağı için kanamanın ve ağrının yanı sıra kaşıntıya da neden olmaktadır.

Üçüncü ve dördüncü evreye gelindiğinde ise  dolaşım sorunu çok ilerleyeceği için bu dönemde ülser de meydana gelebilir. Ülserleşme demek aynı zamanda enfeksiyon riski demektir. Hemoroid dokusu ülserleştiği zaman cilt bütünlüğü bozulmaktadır. Böyle bir durumda doğası itibari ile bu bölgede bol miktarda bakteri de olduğu için enfeksiyonlar başlayabilir. O bölgede çok ağrılı olan yüksek ateş yapan apseler de oluşmaya başlayabilir.

Hemoroid Hastalığı Nasıl Oluşur? 

Günlük yaşamımızda belli bir yeri olan ve çok önemli olan bu doku eğer şişer ve sarkmaya başlarsa yani içindeki toplar damar sisteminin basıncı artarsa o zaman bir hastalığa dönüşmektedir. Çünkü bu damar yumağı dokusu normalde bağırsak duvarına parkligaman denilen bağlar ile sıkı sıkıya bağlıdır. Eğer bu zorlanma veya şişme ile sarkmaya başlarsa yani aşağı doğru inerse o zaman bir hastalığa dönüşmektedir. Çünkü sarkma beraberinde kanama ve ağrıyı getirmektedir. Hemoroid hastalığı dört evrede izlenmektedir. Birinci evrede dışarıda görülen veya ele gelen meme yoktur. Tuvalet ile birlikte özellikle ıkınıldığında kanama ön plandadır. İkinci evrede büyük tuvalet yapılması sonrasında dışarıya çıkan, şişen memeler görülür. Ama tuvalet bittikten sonra kendi kendine sönmektedir. Üçüncü evrede artık daha fazla kanama ve ağrı  vardır. Tuvalet yapıldıktan sonra memeler kendi kendine sönmediği ya da küçülmediği için eli ile içeri itmek ya da beklemek durumunda kalınabilir.

Dördüncü evrede ise bu memeler sürekli dışarıdadır. Bu zaten çok sıkıntılı bir evredir. Sürekli olarak kanama ve ağrı vardır. Bu hemoroid dokusu sürekli dışarıda durduğu için artık ülserleşme başlar. Bu evrelendirmenin  dışında aciliyet içeren hemoroid vardır. Buna tromboza hemoroid denilir. Bu hemoroid her evrede görülebilir. Tromboz demek toplar damar sistemi içinde pıhtılaşma oluşması demektir. Bu özellikle çok kabız olunan ya da tam tersi yoğun ishal olunan dönemlerde görülmektedir. Olan şey toplar damar sistemi ve atar damar sisteminin birleştiği damar yumağında damarın duvarında basınç artışına bağlı yırtılma meydana gelmesidir. Kan dışarı çıkıyor ama cilt dokusunun da altında kalmaktadır. Bu orada sertlik , morluk oluşturmaktadır.

Tuvalete Çıkıldığında Kan geliyorsa Hemoroid Midir?

Tuvalet sırasında ya da sonrasında oluşan kanama çok önemli bir belirtidir. Bu kişinin yaşına ve diğer hastalıkların varlığına göre mutlaka netleşmesi ve kanamanın nereden oluştuğunun belirlenmesi gerekir. Hemoroid hastalığındaki klasik kanama şekli tuvalet ile birlikte olan yani büyük tuvaletin üstünde görülen kanamadır. Ya da tuvalet bittikten sonra damla damla şeklinde gelen açık kırmızı şeklinde kanamadır.

Bun un dışında hemoroid hastalığında sıklıkla görülen çatlakta kanama nedenidir. Tümör de kanama nedenidir. Bağırsak kanserinin mutlaka ileri yaşlardaki hastalarda olmadığının kanıtlanması gerekir. Kolid yani bağırsağın iltihabi hastalığı da kanama nedenidir. Bunun dışında polip de yani bağırsakta oluşan et beni şeklindeki küçük tümörlerde kanama yapabilir. Bu nedenle özellikle ileri yaşlardaki hastalarda eğer tuvalet ile birlikte kanama varsa bu kanamanın nedeni mutlaka net olarak ortaya konmalıdır. Bu da endoskopi ile ortaya çıkmaktadır.

Epilepsi Ne Demektir?

Epilepsi beyindeki sinir hücrelerinin zaman zaman anormal elektrik deşarjları sonucu ortaya çıkan klinik tablodur. Deşarjlarını EEG de görülebilir ama klinik özellikleri de hastanın nöbetleri şeklinde görülebilir.

Bu deşarjın ortaya çıktığı yer neresi ise o bölgenin görevi ne ise onunla ilgili klinik özellikleri görülür. Bunlar daha çok parsiyel epilepsi olarak değerlendirilir. Bir de beynin orta hat yapılarından kaynaklanan yaygın epilepsi denilen jeneralize epilepsi denilen grup içinde epilepsiler de vardır. Bunlar da ayrıca bir takım klinik özellikler gösterir. Bunlar ayırt edilmesi için hem klinik değerlendirme hemde EEG değerlendirmesi yapılmaktadır. Böylece bayıldım diyen kişi gerçekten epilepsi hastası ise bu özellikleri ayırt etmek gerekir.

Epilepsinin Nöbetler Dışında Belirtisi Var Mı?

Epilepsinin nöbet dışında belirtisi yoktur.  Çünkü epilepsi diğer hastalıklar gibi değildir. Yani bir başlangıcı örneğin ateşli hastalık ile gelen bir şey söz konusu değildir. Epilepsi demek için önce nöbetin olması gerekir. Nöbet yoksa epilepsi denilmemektedir. Ya da bazıların kuşkulandığı gibi acaba benim çocukta epilepsi var mıdır? , başı ağrıyor bu epilepsi midir? diye bir çok kişi çocuklarını doktora götürüp EEG çektirmektedir. Halbuki böyle bir şey yanlıştır. Yani siz hiç bir zaman EEG de çıkan bir bozukluğu epilepsi olarak değerlendiremezsiniz. Çünkü 100 kişide normal sağlıklı kişilerde bile EEG çekilse 30 ‘u kadarında pataloji bulunabilir. Bu nedenle çok yanlış uygulanan bir şeydir. Hiç bir zaman nöbet yoksa ve hekim bunun nöbet olduğundan kuşkulanmıyorsa EEG çekilmesine gerek yoktur.

Bir hastada epilepsi var diyebilmek için bu kişinin epilepsiyi düşündürten bir takım klinik özelliklerinin ve yakınmalarının olması gerekir. Ya da bir başkası tarafından görülen yaşadığı bir olayı olması gerekir. Çünkü epilepsi hastası bilinç kaybı ile seyreden bir nöbet geçiriyorsa o anda kendini bilmediği için bunun farkına varmaz. Ancak bunu etraf fark edebilir. Dalmalar , otomatik hareketler , absürt hareket ve konuşmalar gibi durum olması gerekir. Böyle bir şey yoksa ve kişinin kendinde hissettiği bildiği bir şey yoksa o zaman epilepsi demek doğru değildir.

Epilepsi Hangi Hastalıklara Bağlı Olarak Ortaya Çıkar?

Epilepsi belirtiler grubu ya da bir takım bazı özelliklerin bir arada olduğu sendromdur. Bir nöbet olduğunda bunun başlangıç yaşı çocukluk çağında mı, erişkin yaşta mı , eşlik eden başka bir hastalığı var mı , ateş dahil olmak üzere örneğin çocuklarda menenjit hastalığı ile birlikte daha çok görülmektedir. Halk arasında havale denilen bir takım ateşli hastalıklar ile birlikte görülen bayılmalar olabilir. Ya da beyin tümörü dahil olmak üzere beyinde ve vücutta  şeker azlığı ile ortaya çıkan bir takım uyarılmalar olabilir.

Yaş İlerledikçe Epilepsi Nöbetleri Azalır Mı?

Her epilepsi hastasında hiç bir zaman bu hastanın seyri şöyle olacaktır şu yaşında nöbet ortadan kalkacaktır veya sıklaşacaktır diye bir şey söz konusu değildir. Çünkü epilepsi nöbetlerini sıklaştıran, arttıran ya da ortaya çıkmasını uyaran bir takım nedenler vardır. Örneğin uykusuzluk, açlık, çok yoğun stres yaşanması, ateş, oksijen yetersizliği, şeker metabolizmasının bozukluğu gibi durumlar nöbetin uyarılmasına yol açar.

Bazı epilepsi tiplerinde daha fazla olmak üzere fotik uyaran denilen yanıp sönen arka arkaya gelen ışıklarda nöbetleri uyarabilir. O nedenle hiç bir hastada şu yaşta şu olacaktır diye bir şey yoktur. Ama rölanti epilepsi denilen çocukluk çağının selim türde nöbetleri vardır. Onlar 15-16 yaşlarında kendi kendilerine bile olsa düzelme gösterirler.

Epilepsiye Hangi Yaşlarda Sık Rastanır?

Epilepsi denildiği zaman anne karnında bile nöbet geçiren çocuk vardır. Doğduğu andan itibaren nöbet geçiren çocuklar vardır. Hayatın her döneminde herkes için nöbet geçirme riski vardır. Ama çocukluk çağında başlayan nöbetler biraz daha farklı özellikler gösterir. Örneğin 20 yaşından sonra başlayan bir nöbette beyinde tümör gibi ağırlıklı olaylar düşünülür ama çocukluk nöbetlerinde bunlar biraz daha genetik ağırlıklı veya metabolik ağırlıklı olabilir.

Topuk Ağrısı Nasıl Geçer? Nedenleri Nelerdir?

Topuk ağrısının tedavisinde belli sıralara uyarak yapılması gereken kurallar vardır. Topuk ağrısında hastalarda genellikle basma kusurunun olması nedeni ile ilk aşama tedavide yürüme analizinin yapılması gerekir. Bu analizden sonra hastanın ayağa basma kusuruna göre düzeltmeye ayarlanmış bir tabanlığı kullanmak gerekir. Genellikle tabanlığı kullanmaktaki amaç hem topuğun desteklenmesini sağlamak , topuğa binen basınç bölümünü düzeltmektir. Ayrıca var olan basma kusurunu dengelemek için tabanlık için uygun zemin hazırlamaktır. Tabanlığı kullanırken uygun ayakkabı ile kullanmak , ayakkabının alt desteğine önem vermek, yumuşak ve kalın bir ayakkabı ile kullanmak ön plandadır. Bu hastalarda tabanlığın içi çıkan bir ayakkabı kullanılması ayakkabının içinden tabanlığın çıkartılıp yerine hastanın kendisi için hazırlanmış olan tabanlığın kullanılması ön plandadır. Hastalar tabanlık kullanmaya başladıklarında aynı zamanda ayaklarının altında kısalmış olan tendonu uzatmak üzere çeşitli egzersizlerde yapmaları gerekmektedir. Bu egzersizler aşil egzersizler olarak adlandırılmaktadır. Bu egzersizler sabah ve akşam düzenli olarak 4 hafta yapıldığında hastaların % 85’inde başarı sağlanmaktadır. Bu sebeple hastalar topuk ağrısı ile geldiklerinde ilk aşamada kişiye özel tabanlık ve uygun ayakkabı ön plandadır. Ayakkabı ve tabanlıkla fayda görmemiş olan hastalar da şikayetler devam ettiğinde gece yatarken kullanılan gece ateli olarak adlandırılan bir malzeme ile kişinin gece ayağının doğru pozisyonda olması için kullanılmaktadır. Bu hastalarda eşlik eden fizik tedavi ve kişinin geri kalan egzersizleri evde yapması önemlidir.

Bu tedaviler yapılmış olmasına rağmen başarılı olmayan kişilerde çeşitli enjeksiyon yöntemleri kullanılmaktadır. Yapılan iğnelerden bugün ortopedide PRP ya da zenginleştirilmiş trombosit plazma olarak adlandırılan yöntem en ön plandadır. Bu yöntemde hastadan alınan kan ile hastanın kendi yenilenme hücreleri topuğa verilerek bir iyileştirilmeye çalışılmaktadır. Son olarak bu tedavilerden hiç birinden fayda görmeyen hastalarda topuk ağrısının giderilmesi için yapılan cerrahi yöntem ile hastanın iyileşmesine katkı sağlanmış olunur.

Topuk Ağrısının Nedenleri ?

Topuk ağrısı tipik olarak topuk etrafında oluşmakta olan ağrıların tamamına verilen isimdir. Ancak bu ağrılar çeşitli farklı bölgelerde oluştuğu için farklı hastalıkların ve farklı şikayetlerin oluşmasına yol açmaktadır. Topuk ağrısında ayağın belli bölümünde oluşan ağrıları birbirinden çok iyi ayırt etmek gerekir. En alt köşede topuk ağrısının olduğu topuğun tam bileşke köşesi de olan ağrılarda genellikle kişinin bu bölgedeki yağ yastıkçığının azalmasına bağlı olarak ortaya çıkan topuk ağrılarıdır. Bu ağrılar için çok tipik özellik kişinin yürüme ile ortaya çıkan ağrısının olmasıdır. Ayağın iç kenarında topuğun bilek ile birleştiği bölümün iç yanında ortaya çıkan topuk ağrılarında daha çok sabah yataktan kalkınca ilk atılan bir kaç adımda ortaya çıkan ağrılardır. Halk arasında topuk dikeni olarak bilinen plantar fasiit olarak adlandırılan hastalıkta tipik bölge bu bölgedir. Birde ayağın iç yanında bilek çıkıntısının yaklaşık 3-4 parmak aşağısında oluşan topuk ağrıları mevcuttur. Bu ağrılarda ayağın iç yanından geçmekte olan bir sinirin tam topuğa bağlandığı bölgede sıkışması söz konusudur. Bu ağrıda genellikle kişinin yürümesi ile ortaya çıkan , ağrı ileten, gece uykudan uyandıran ya da gece rahat ve istirahat pozisyonunda ortaya çıkan ağrı söz konusudur.

Topuk Ağrısı İle Topuk Dikeni Arasında Nasıl İlişki Vardır? 

Eski ortopedistler topuk ağrısı ile gelen hastaların şikayetleri değerlendirilirken çeşitli röntgenler çekmişlerdir. Çekilen röntgenlerde hastanın topuk bölgesinde bir çıkıntının görülmesi nedeni ile bu hastalığa topuk dikeni adını vermişlerdir. Bu hastalıkta ağrının esas etkenin topuktaki bu çıkıntının oluşturduğu düşünülmüştür. Ancak bu zamanda biliniyor ki hastanın ayağında bir bant vardır. Normal şartlarda bu bant günlük yaşantı esnasında bizimle beraber her adım atıldığında yaylanma hareketi yapması gerekir. Bu bant çeşitli sebeplerden dolayı bozulduğunda ki düz tabanlılık, yüksek kavis, romatizmal hastalıklar gibi sorunlar en sık sebeplerdir. Bu bant esnekliğini kaybeder. Bant esnekliğini kaybettiğinde topuğa yapışmakta olduğu bölgeyi ciddi bir yükle çekmeye başlar. Eskisi gibi esneme hareketini beceremediği için topuğu çekme hareketi yapan bu bant topuğun bu bölgesinde ciddi bir ağrıya yol açar. Hastalarda sabah ağrısının oluşmasının sebebi bütün gece uykuda kasılmış olan bu bandın ilk kalkma anında yere basıldığında ani bir gerginlik yaparak topuğa yapıştığı yerde ağrı oluşturur. Topuk ağrısı probleminde topuk dikeni ismini kullanmamaya artık bu ağrı için genellikle topuk ağrısı kullanılmaktadır.

Topuk Ağrısı Hangi Rahatsızlıkların Belirtisidir?

Topuk ağrısı yaşayan kişilerde ağrının neden kaynaklandığının anlaşılması için yapılması gereken çeşitli araştırmalar yapılmaktadır. Topuk ağrısı olan kişilerde bel ağrısına çok dikkat edilmelidir. Eğer kişinin hem bel ağrısı hem topuk ağrısı varsa öncelikli olarak akla bir bel fıtığından kaynaklı olduğu düşünülmelidir. Aynı şekilde kişinin eğer topuk ağrısı ile beraber küçük parmak eklemlerinde ortaya çıkan şişlikler ya da sabah yataktan kalkmada bir gerginlik gibi bir his söz konusu ise topuk ağrısı iki taraflı görülüyor ise hastalarda romatizmal açıdan incelenmesi gerekir. Topuk ağrısı ile doktora giden hastaların yaklaşık % 15 bel problemi % 25 ‘ i ise romatizmal hastalıklar oluşturmaktadır. Geri kalan %60 bölümünde kişilerin çeşitli basma problemleri ortaya çıkmaktadır. Kişilerde normal şartlarda mevcut olması gereken bir iç kavis söz konusudur. Bu iç kavis bazı kişilerde olmayınca düz tabanlılık olarak ya da çok belirgin derin olunca yüksek kavis olarak ortaya çıkar. Yüksek kavis ve düz tabanlıkta kişilerde topuğa gelen yük ön tarafa geçmeyi başaramadığı için kişinin topuk bölgesi ile ilgili şikayetlerin ortaya çıkmasına yol açar.

Topuk Ağrısının Nedeni Nasıl Teşhis Edilir?

Topuk ağrısında teşhis ve tanıda en önemli nokta şikayetin nasıl olduğu ve şikayetin nereden olduğunun doktor tarafından muayene ile elde edilmesidir. Şikayette sabah yataktan kalmada ağrısının olup olmaması , hastanın bir iki adım sonra rahatlayıp rahatlamadığını ifade etmesi ,hastanın ilk oturduğu yerden kalkış anında ağrısının olup olmaması tipik olarak topuk ağrısı şikayetinde ön plandadır. Muayene esnasında hastalarda düz tabanlık, yüksek kavisin araştırılması , hastalarda kısalık olarak gelişmiş olan aşil tendon problemi var mı diye araştırmak gerekir. Hastalarda eşlik eden bel ağrısının olup olmaması ya da romatizmal hastalık belirtilerin olup olmaması da muhakkak araştırılması gereken belirtilerdendir.

Sabah yataktan kalma ağrısının olduğu hastalarda halk arasındaki adı ile topuk dikeni ani  plantar fasiit ön plandadır. Burada ayağın altındaki bir bandın kısalmış olduğu unutulmamalıdır. Bu hastalığın tedavisinin yapılmasında çok önemli bir noktadır.

Bilek Ağrısı Nasıl Geçer? Nedenleri Nelerdir?

Bilek ağrısını geçirmek için tabi bilek ağrısına neyin neden olduğuna yakından alakalıdır. Günlük yaşantımızda en sık karşılaşılan neden travmatik nedenledir. Eli zorlama, çarpma, uzun süre kullanma, bilgisayar kullanımına bağlı olarak el bileğinde ağrılar meydana gelebilir. Bu gibi durumlarda en önemli ilke el bileğinin istirahat ettirilmesidir. Bunlar basit bir elastik bandaj olabilir. Bandajı el bileğine sardığımızda elin hareketini kısıtlar ve bu el bileğinin istirahat ettirilmesine katkıda bulunmaktadır. El bileği atelleri de kullanılabilir. Ateller özel olarak el bileği için üretilmiştir. Sağ ve sol için farklı yapılanmıştır. Bunların değişik tipleri vardır. Bilekten metal desteklisi ve desteksizi mevcuttur. Bu şekilde bu ateller  kullanıldığı zaman el bileğinin iyileşmesine yardımcı olur. İkinci aşama ilaç tedavisidir. Antienflamatuar denilen hem ağrıyı geçiren hem bu bölgedeki şişliği azaltacak ve iyileşmeyi kolaylaştıracak ilaçlar kullanılmaktadır. Bunların dışında kremlerde çok yararlıdır. El bileği ateli uygulandığında günde iki ya da üç defa bu atel çıkartılarak el bilek çevresine ağrı oluşturmayacak şekilde kremler sürüldükten sonra tekrar bilek atelleri takılır. Travmatik olgularda soğuk uygulaması çok yararlıdır. İlk 48 saat içinde soğuğun çok büyük faydaları görülmektedir. Çünkü soğuk bu bölgedeki dolaşımı etkileyerek şişliğe engel olmaktadır. Fakat soğuk uygulamasının da bir takım prensipleri vardır. Hiç bir zaman soğuk direkt olarak cilde temas edilmemesi gerekir. Bir bez ya da kılıf içerisinde bunu uygulamak gerekir. Diğer bir özellikte soğuğun 20 dakikadan daha fazla uygulanmaması gerekir. 20 dakika uygulandıktan sonra en az 4 saat ara vermek gerekir. 4 saatten sonra tekrar soğuk uygulanabilir. Ancak 48 saatten sonra soğuk uygulanması artık tedaviye yararı yoktur.

Bile Ağrısının Nedenleri?

Bilek ağrısı temelde iki ana nedenden kaynaklanabilir. Bunlardan bir tanesi travmalar denilen yani yaralanmalara bağlı olarak bilek ağrısı olabilir. Herkesin bildiği düşme, çarpma veya benzeri nedenlerden dolayı el bilek bölgesindeki yumuşak dokuların ezilmesi, yaralanması ya da gerilmesi tarzında olabildiği gibi düşme ve yaralanmalara bağlı olarak kemiklerdeki kırıklarda bilek ağrısının önemli nedenlerindendir. Travmatik grup içinde genel nedenlerin dışında son zamanlarda daha sık görülen bilek ağrısı nedenleri de farkında olmadan elimizi zorlamamız sonucunda meydana gelen ağrılardır. Özellikle son yıllarda bilgisayar kullanımının çok fazla artması ve bu kullanım sırasında da uygun pozisyonlarda oturulmaması buna dikkat edilmemesi de bilek ağrılarına neden olabilir. Travmatik nedenler dışında bilek ağrısı bir takım hastalıklarda görülebilir. Özellikle el bileğinin kistleri bilek ağrısının en sık görülen nedenlerindendir. Bu kistler muayene sırasında ya da dışarıdan bakıldığında görülebilen kistlerdir. Ama el bilek ağrısına en çok neden olanlar ise gizli kistlerdir. Önceki yıllar tanımlanamıyordu ancak MR sayesinde muayenede görülmeyen el bilek ağrısını yaratan kistleri daha detaylı görülebilmektedir. Bunun dışında tendinit denilen hastalıklarda el bileği bölgesindeki ağrıların önemli nedenlerindendir. Buradaki kasıt el bilek,parmak hareketlerini sağlayan tendonlar vardır. Bunlar kılıflar içerisinde normal olarak hareket ederler. Sıradışı kullanılması özellikle zorlanması veya belli hareketlerin devamlı tekrar edilmesine bağlı olarak tendinitler meydana gelmektedir. Bu tendinitler de el bilek ağrısının önemli nedenlerindendir. El bileğini oluşturan diğer unsurlarda küçük kemiklerdir. El bileğinde 2 ana büyük kemik ve 8 tane küçük kemik vardır. Bu kemiklere bağlı olarak meydana gelen bazı hastalıklar da el bileği ağrısına neden olmaktadır. Bunlar tanınması da oldukça zordur.

Bilek Ağrısı Hangi Rahatsızlıkların Belirtisi Olabilir?

Bilek ağrısı eğer bildiğimiz travma , yaralanma , çarpma , vurma gibi bir neden varsa bununla bağlantılı olarak ortaya çıkabilir.Bunun dışında bilek ağrısı bilek bölgesindeki kistlerin belirtisi olarak ortaya çıkabilir. Bilek bölgesindeki tendonların aşırı kullanılmasına bağlı olarak tendinit denilen hastalıkların belirtileri olabilir. Bilek bölgesinde daha önceden geçirilmiş olan yaralanmaların sonuçları olabilir. Yakın bir dönemde yaralanma olmasa bile 3-4 yıl önce geçirilmiş ufak kırıkların geç dönem belirtileri ortaya çıkmaktadır. Burada doktora gitme konusundaki gecikme diğer sorunlara da neden olabilir. Ağrıların diğer sebebi de artritlerdir. Artritler genelde küçük eklemleri tutmakla birlikte el bileği hastalıklarının kökeninde de artritlerin araştırması gerekir.

Bilek Ağrısı İçin Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?

Bilek ağrısının nedenini biliyorsak yani elimizi bir yere çarptık, üzerine bir şey düştü ya da zorladıysak doktora müracaat etmeden önce maksimum 5 ile 7 gün kadar beklenilebilir. Bu bekleme süresi içerinde basit ağrı kesiciler alarak , elastik bandaj gibi uygulamalar yapabiliriz. Soğuk uygulama yapabilir ve bu şekilde ağrının geçmesini bekleyebiliriz. Eğer bu süre içerisinde ağrı geçmiyorsa muhakkak doktora başvurmak gerekir. Ancak bilek ağrısının nedeni bilinmiyorsa kendi kendine başlamışsa o zaman doktora gitme konusunda biraz daha aceleci olmakta fayda vardır. Çünkü çok çeşitli nedenlere bağlı olarak bilek ağrısı ortaya çıkabilir. Bizzat bilekten kaynaklanabilir ya da vücuttaki başka hastalıkların bulguları olabilir.

Bileğim Ağrıyor Ne Yapabilirim?

Bilek ağrısının nedeni önemlidir. Eğer bilek zorlanma , ağır kaldırma, vurma, çarpma gibi nedenlerden dolayı ağrıyorsa yapılacak iş el bileğinin istirahat ettirilmesidir. Bu yüzden elastik bandaj veya el bileği atelleri kullanılabilir. Bununla birlikte basit ağrı kesiciler alınabilir. Ağrının geçmesi biraz zaman alabilir ancak ağrı zaman içerisinde azalıyorsa doğru yolda ilerlediğimizi düşünebiliriz. Bu uygulamalara rağmen el bileğinde ağrı geçmiyorsa özellikle ağrı artıyorsa devamında kızarıklık, şişlik gibi diğer semptomlar eşlik etmeye başlıyorsa o zaman muhakkak bir doktora görünmek gerekir.

Ağrı sırasında en önemli faktörlerden bir tanesi el bileği istirahatidir. Bandajlar , soğuk uygulaması yapılıp el bileği kullanımına devam edilip, zorlanması problemlerin daha da ciddi boyutlara ulaşmasını sağlayabilir. Diğer önemli faktörde elimizi yukarıda tutmak gerekir. Kalp seviyesinin üzerinde tutulması gerekir. Bandaj sarıp, soğuk uygulayıp elimizi aşağıda tutacak olursak o zaman elde ve bilekte şişlik meydana gelerek şikayetlerin daha da artmasına neden olur. O yüzden istirahat sırasında elimizi muhakkak kalp seviyesinin üzerinde tutulması gerekir.

1 2 3 4 5 22